DPF’nin açılımı Dizel Partikül Filtresi‘dir. DPF, genellikle katalitik
konvertör sistemi ile beraber çalışır. DPF’nin ne olduğunu
anlayabilmek için katalitik konvertörün çalışma sistemi
hakkında bilgi sahibi olmanız gerekmektedir. Katalitik
konvertör, içerisinde bulunan platin, rodyum, seryum ve
paladyum sayesinde çeşitli kimyasal tepkimelerden geçerek,
eksoz gazından çıkan yanmamış zararlı maddeleri
temizleyerek doğaya bırakılmasını sağlayan bir sistemdir.
DPF (Dizel Partikül Filtresi) son zamanlarda çıkan dizel
araçlarda katalitik konvektörün temizleyemediği partikül
parçaları ve ağır metalleri içerisinde hapseder. Katalitik
konvertör ile DPF arasında bir fark vardır.
Katalitik konvertör kendi içinde bulunan kimyasallar ile meydana gelen tepkimeler sonucu eksoz gazını yakarak temizler, DPF ise gaza herhangi bir temizleme işlemi yapmadan zararlı maddeleri direk hapseder. Bu yüzden DPF dolarken katalitik konvertör daha uzun süre çalışabilir. Dizel partikül filtresinde belirli bir partikül tutma kapasitesi vardır. Zamanla dolma seviyesine gelir ve bu partiküllerden kurtulunması gerekir. Bunun için dizel partikül filtresi rejenerasyonu denen bir sistem geliştirilmiştir. Bu sistem kendi içini temizlemek üzere tasarlanmıştır. İç sıcaklığını 350 500 dereceye çıkararak dizel partikül filtresi içine hapsedilen zararlı partikülleri daha az zararlı hale getirip atılmasını sağlar. Devamlı şehir içinde kullanılan araçlardan meydana gelen egsoz gazı pasif rejenerasyon için gerekli olan sürede sıcak kalamadığı için araç aktif rejenerasyona sokulur. Burada amaç egsoz gazı sıcaklığının 600 dereceye kadar çıkartılıp dizel partikül filtresinin kendini temizlemesini sağlamaktır. Zamanla aktif rejenerasyon da yeterli olmaz ve DPF tamamen dolar. Bu durumda DPF’nin iptalinden başka seçenek kalmaz.
Dizel partikül filtresi içerisinde sürekli olarak biriken partiküllerin tıkanıklığa neden olmaması için temizlenmesi gereklidir. Bu temizleme işlemi ise sıcaklık vasıtasıyla sistem tarafından gerçekleştirilir. Dizel partikül filtresi 2 farklı şekilde kendi kendini temizler. Ayrıca dışarıdan müdahale ile de temizlenebilir. Bu işleme genel olarak “Regeneration” yani “Yenilenme” adı verilir ve sürüş şekli ile de
yenilenme işlemi yapılabilir.
Pasif yenilenme
Normal sürüş şartlarında gerçekleşen bu yenileme tipinde dizel partikül filtresi, motordan çıkan sıcak egzoz gazlarının sayesindeyaklaşık 550C dereceye kadar ısınır ve partiküller bu sayede takılı kaldıkları yerlerde yanarlar. Yanan bu partiküllerin zararlı özellikleri büyük oranda azalır ve egzoz vasıtasıyla atmosfere salınırlar.
Aktif yenileme
Motor beyni (ECU) tarafından yönetilen bu yenilenme işleminde, filtre içerisindeki partikül yoğunluğu yaklaşık %45’e ulaştığı zaman ECU devreye girerek tıkanmayı engellemek için enjektörlerin yakıt püskürtme zamanlarına müdahale eder ve egzoz gazı çıkış sıcaklığı bu sayede 600C dereceye kadar yükselir ve yoğun bir şekilde biriken partiküller yanar. Bu işlem ECU tarafından genellikle 500km ile 1000km arasında sürüş tarzına bağlı olarak gerçekleştirilir. Araç ne kadar fazla kısa mesafe kullanılmışsa aktif yenilenme işlemi o kadar sık gerçekleşir. Bu işlem sırasında biriken partiküllerin yakılması nedeniyle egzozdan bir miktar siyah duman çıkışı gözlemlenir. Ayrıca yakıt sistemiyle ayarlanan bir işlem olduğu için de işlem sırasında yakıt tüketiminde bir miktar artış gerçekleşir.
Dışarıdan müdahale edilerek yenileme
Düzenli bir şekilde yoğun ve sıkışık trafikte düşük hızlar ile kısa mesafelerde kullanılan araçlarda hem pasif hem de aktif yenileme işlemi zamanla yeterli olmayabilir. Sonuçta tüm araçlar karma bir şekilde kullanıma göre tasarlanmıştır. İstanbul trafiğinde günde 4- 5km mesafe yapan ve bu mesafeyi de sıkışık trafikte gerçekleştiren araçlarda belli bir süre sonra dizel partikül filtresi dolabilir. Bu nedenle de dışarıdan müdahale etmek gerekebilir. Bu temizlik işi için özel tasarlanan makinalar ve kimyasallar bulunur ve dışarıdan
müdahale ile sistemin temizlenmesi sağlanabilir.